Posted by
Mustafa
at
12:41 PM
0
comments
BENEFITS OF READING
Thursday, March 13, 2008“When you open a book for your child and share it in reading, you’re giving shape and dimension to the routine events of everyday life, making it possible for your child to discover the meaning of childhood.
“Books can make a favorite toy as full of life as Winnie-the-Pooh, turn a backyard into Wonderland, or a porch in Captain Hook’s pirate ship. Books place your child at the center of the world of imagination.” — Regina Higgins, Magic Kingdoms
Research shows that avid readers:
-Read better, write better and concentrate better.
-Are quicker to see subtleties.
-Have an easier time processing new information.
-Have a better chance for a successful, fulfilling adult life.
-Have many interests and do well in a wide variety of subjects.
-Develop an ability to understand how other people think and feel.
-Acquire the ability to sift information and to understand how unrelated facts can fit into a whole.
-Tend to be more flexible in their thinking and more open to new ideas.
-Weather personal problems better without their schoolwork being affected.
And with the explosion of information in the workplace, only avid readers can stay well informed with relative ease.
by Andrea Vinley Jewell
Posted by
Mustafa
at
1:26 PM
0
comments
Labels: benefits of reading
Fethullah Gülen'e dokunan yanıyor mu?
Fethullah Gülen'e dokunan yanıyor mu?
Belli bir çevre, her fırsatta Fethullah Gülen aleyhine insafsız bir saldırı kampanyası sürdürüyor. Son olarak Akşam gazetesinin bir haberini aynı gün internet sitelerine, başlığına bile dokunmadan taşıyan Hürriyet, Milliyet ve Vatan gazeteleri, basın meslek ilkeleriyle bağdaşmayan bir gayretkeşlik gösterdiler.
Neymiş: "Fethullah Gülen'e dokunan yanıyor..."muş. Ve sıralıyorlar: Gülen hakkında dava açan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in Rus kadınlarla alem yaparken çekilmiş gizli görüntüleri ortaya çıkmıştı... Gülen hakkında suç duyurusunda bulunan yazar Ergün Poyraz, Ümraniye'de ele geçirilen el bombaları soruşturması kapsamında tutuklanıp cezaevine konuldu... Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi savcılarından Salim Demirci, mahkemenin beraat kararını, Yargıtay'a başvurarak temyiz etmişti. Onun da Başbakan'a küfür eden konuşmalarının kaseti Youtube'a düştü... Gülen'i izinsiz olarak dinledikleri ortaya çıkan emniyet görevlileri yargılandılar... Adamlar gerçekten yanmışlar ama, kendileri kendilerini yakmışlar... Bu yayınlarla ne demek isteniyor? Gülen'in her yerde gücü var. Kendisiyle uğraşanları dinletiyor... Pekiyi deliliniz ne? Yani Gülen kime, kimlere dinletmiş? Bu konuda elinizde belge var mı? Yok...
MİT, Emniyet istihbaratı, Askerî istihbarat, Jandarma istihbaratı bulsunlar bu dinletenleri. Siz bu kurumlara başvurdunuz mu? Belge istediniz mi? Kendi imkânlarınızla elde ettiğiniz bilgi ve belge var mı? Yok...Yaptığınız meslek ahlakı ile katiyen bağdaşmamaktadır. . Yargısız infazdır. Sayın Gülen'i zan altında bırakmaktır. Çamur atmaktır.
Pekiyi siz değil misiniz, "niçin Ergenekon terör örgütü hakkında yazmıyorsunuz?" denilince, "biz hukuka saygılıyız, yargıya intikal etmiş bir konuda yazamayız" diyen? Siz değil misiniz ciddi ciddi hukukun üstünlüğünü savunan? Gülen'in kendisiyle uğraşanları dinlettiği iddianız, yargıya bile intikal etmiş değil. Sadece dedikodu... Hangi vicdanla bir dedikodu için "Gülen'e dokunan yanıyor" diye başlık atabiliyorsunuz? Bu, insafsız bir çifte standart değil mi, büyük ve zalimce bir yargısız infaz değil mi? Sağlık problemleriyle uğraşan, gündeme gelmemek için gözlerden uzak, münzevi hayat yaşayan bir insanla neden bu kadar uğraşılıyor?
Bu sorunun cevabını bu sütunlarda belki yüz defa vermeye çalıştık. Muhterem Gülen; kendi öz değerlerimize sahip çıkarak, çağı doğru okuyarak, evrensel insanî değerlerde buluşmayı, hukukun üstünlüğü ve adalet anlayışı ile ülkemizi uluslararası yarışta öne çıkarmayı hedefleyen fikirlerin, aksiyonların insanı. Milyonlarca seveni, sayanı var. Çatışmayı değil barışı, uzlaşmayı savunuyor. Onun tavsiyeleri ile yüzden fazla ülkede beş yüzden fazla Türk okulu açılmış. Türkçe, tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar bir dünya dili haline geliyor. Uluslararası Türkçe olimpiyatları yapılıyor. Diyalog faaliyetleri ile kavga yerine evrensel bir barış için köprüler kuruluyor, hoşgörülü bir insanlık ailesinin genç kuşakları birbirlerini tanıyarak, severek, sayarak birlikte büyüyor.
Böyle bir gönül insanı, ancak iyiliklere, güzelliklere savaş açan, ya da Türkiye'yi sadece kendilerinin sahibi olduğu bir mülk gibi gören, dolayısıyla ezberleri bozulan, "biz asılız, bu ülkede bize sormadan bir şey yapmak kimin haddine?" diye kibirlenen, kontrolünü kaybeden kimseleri, çevreleri rahatsız edebilir.
Ona dokunanın yanmasına gelince. Gülen'e hücum edenler, bu millete fedakârca hizmet eden milyonları üzüyor, kırıyor ve yaralıyor. Mazlumlarla uğraşanlar tarih boyunca çekmişlerdir. Ne demişler; alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.
İKRET ERTAN
Posted by
Mustafa
at
1:23 PM
0
comments
Those who revile Gülen ruined...’ or is it really so?
'Those who revile Gülen ruined...’ or is it really so?
A certain group in the media uses every single opportunity to launch a remorseless campaign of denigration against Fethullah Gülen. The dailies Hürriyet, Milliyet and Vatan, which very recently and simultaneously posted a news article on their Web sites produced by Akşam without even changing the headline, made a display of immoral and illegal zeal, totally at odds with the principles of journalism.
The headline was "Those who revile Gülen ruined." They enumerate their "arguments" as follows: Former Chief Prosecutor of the State Security Court (DGM) Nuh Mete Yüksel, who had filed a lawsuit against Gülen, was brought to public notice with pictures showing him during a wild party with Russian prostitutes. Writer Ergün Poyraz, who had filed a complaint against Gülen, was interrogated in connection with hand grenades found in a house in the Ümraniye district of İstanbul and was eventually jailed. Prosecutor Salim Demirci from the Ankara 11th High Criminal Court, appealed to the Supreme Court of Appeals with the demand that Gülen's acquittal be overturned. A cassette where he hurls very heavy swear words at the prime minister has been put on YouTube. Some members of the police department who were found to have wiretapped Gülen have been tried.
Well, they have apparently ruined themselves; nobody ruined them. What do the irresponsible editors-in-chief of these papers want to say? "Gülen has immense influence and power. He gets his men to wiretap those against him…" So where is your evidence? I mean, who was wiretapped upon Gülen's orders and who did the wiretapping? Do you have any documentation? No. Let the National Intelligence Organization (MİT), the police department's bureau of intelligence, military intelligence and gendarmerie intelligence find the wiretappers. Have you appealed to any of these institutions? Have you demanded any documentation? Are there any documents or a single nugget of truth you have discovered yourselves? No. What you do is outright wrong in terms of professional ethics. It is execution without trial. You are trying to leave Mr. Gülen under suspicion by following your usual strategy of "Throw mud, if it doesn't stick, it will leave a mark."
Was it not you who, when questioned "Why are you not publishing anything on the Ergenekon terrorist organization?" unashamedly said, "We respect the law; we cannot write anything about a matter that is being dealt with by a court"? Is it not you who is hypocritically defending the supremacy of the law? Your claim that Gülen orders his men to wiretap those who denigrate him is totally unsubstantiated, and it has not even been referred to a court of law. It is pure gossip. With what sort of conscience and personality are you able to write such a headline? How insincere of you! What a ruthless double standard! How hypocritical! What a terrible case of shamelessness! How unfair! Why are they plaguing a person who has many health problems and who leads a life in seclusion to escape the public eye?
I have tried to provide an answer to this question in my columns maybe a hundred times. Mr. Gülen is a man of action and ideas that target lifting our country in the international race with an understanding based on the supremacy of law and justice and by claiming our own essential values, reading the modern age properly and gathering around universal human values. There are millions who love and respect him. He defends peace and conciliation over clashes. More than 500 schools in over 100 countries have been opened upon his advice. Turkish is becoming a world language in a way never before seen in history. International Turkish Olympiads are held. Bridges of peace are being established for universal dialogue instead of fighting, and the human family's young generations are growing up with tolerance and reciprocal love and respect.
Such a man of love loved by millions can disconcert only the enemies of what is good and beautiful and those who see Turkey as their own property and boast of this, saying: "We are permanent and you are temporary. Who can do anything in this country without consulting us?"
And when it comes to the claim that those who revile him are "ruined," that those who attack Gülen are hurt, this upsets and breaks the hearts of the millions who selflessly serve this country. Those who tyrannized the oppressed have suffered throughout history.
Do not provoke the curse of the oppressed.
by HUSEYIN GULERCE
www.zaman.com
Posted by
Mustafa
at
8:42 AM
0
comments
Labels: Fethullah Gülen
Google Earth F-16 Visual Approach, LTBA
Thursday, October 11, 2007
Posted by
Mustafa
at
1:02 PM
0
comments
Adamın biri ata binmeye bayılırmış, binince de bayılmış.
Adamın biri işi başından atmış, ayağına düşmüş.
Adamın biri kazık yemiş ama tadını beğenmemiş.
Adamın biri kazık yemiş ama doymamış.
Adamın biri mahkemeye düşmüş, ayağı kırılmış.
Adamın biri köpürmüş, karısı da çamaşır yıkamış.
Adamın birinin tabağındaki yemek bitmiş, tenceredeki pire.
Adamın biri çene çalmış, karakola götürmüşler.
Adamın birini karakola götürmüşler, karaCOLA nın tadını beğenmemiş.
Adamın biri kızmış ama ispat edememiş.
Adamın birinin gözleri dolarmış, kulakları mark.
Adamın ayakları kokmuş, elleri linyit.
Adamın gözü dalmış, burnu yaprak.
Adamın inadı tutmuş, bir türlü bırakmamış.
Adamın evi yanmış, odaları düz.
Adamın canı çıkmış, bi daha yerine takamamışlar.
Adamın canı sıkılmış, gevşetememişler.
Adamın o lafa karnı tokmuş, gözü aç.
Adamın saçı kırmış, sakalı çayır.
Adam düşmüş, karısı gerçek.
Adam gülmüş, karısı lale.
Adam yatmış, karısı tekne.
Adam sinirliymiş, karısı kemikli.
Adam karısına "inek" demiş, birlikte aşağı inmişler.
Adam karısının yüzüne bakmamış, doksan dokuzuna bakmış.
Adam saat kaç demiş, saat de kaçmış.
Adam kafasını toplamış, burnunu bölmüş.
Adam bol keseden atmış, dar keseden eşşek.
Adam yazmış, karısı kış. Adam donmuş, karısı fanila.
Adam şişmiş, karısı tığ. Adam almış, karısı mor.
Adam yaymış, karısı halter.
Adam basmış, karısı soprano.
Adam kazmış, karısı ördek.
Adam kurmuş, karısı döviz.
Adam bezmiş, karısı kumaş.
Adam çekmiş, karısı senet.
Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya.
Adam kartmış, karısı mektup.
Adam satmış, karısı RTL.
Adamın birinin gözleri yaşlıymış , kulakları genç.
Adamın biri güneşte yandı , ayda düz.
Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış.
Adamın birinin uykusu gelmiş içeri almamış. A
damın birinin beli tutulmuş eli kaçmış.
Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ.
Adamın biri televizyona çıkmış bir daha indirememişler.
Adamın biri tuvalete yapmış karısıda baloya gidememiş.
Adamın biri hakkını aramış meşkul çıkmış.
Adamın birinin kafası kızmış vücudu erkek.
Adamın birini bi gün salıvermişler; pazartesi almışlar!!
Adam karısına "inek" demiş, birlikte aşağı inmişler!!
Posted by
Mustafa
at
12:32 PM
0
comments
Labels: Marc Anthony
Msts
Friday, February 9, 2007İşte bunlar da Ankara'dan kardeşim için sipariş ettiğim TCDD add-on'lu Microsoft tren simülatöründen iki göörüntü. ilki, Yünel çıkışı kabin içinden bir görüntü.
Posted by
Mustafa
at
5:40 AM
1 comments
Labels: Msts Turkish add-ons
Hasta Ayer
Wednesday, February 7, 2007
"Cunado el alma llora, el silencio no es remedio para calmar el sufrir"
Posted by
Mustafa
at
5:53 PM
4
comments
Labels: Marc Anthony


